20 Mart 2011 Pazar

Hayatını Yazan Bilge

   8 Mayıs 1987 cuma...Sabah saatlerinde Gana bandıralı kuru yük gemisi orkide sonunun yaklaştığından
habersiz bulunduğu limandan yanlayarak çıkmaya başladı.Orkidenin hareketiyle birlikte sanki okyanus onu sonkez üstünde gitmesini istercesine hareketsiz,üzüntülü,miskin,salak bir şekilde yavaş yavaş ilerletiyor, gözü
bağlanmış kurbanlık koyun gibi sonuna itiyordu.
   Saat 20.00 ; birden ortaya çıkan fırtına orkideyi bir o yandan bir bu yana sallaya sallaya savuruyor,orkidenin
kaptanı joseph buna bir çözüm ararken birden kaptan kabininin buğulu camlarından buz dağını görmesin mi..
Joseph; gemiyi sancak tarafına yönlendirirken bir yandan da geminin ucunda duran, kollarını yana doğru açmış kız ve arkasından ona sinsi sinsi dokunan çocuğa seslenmeye çalışıyordu;'' What are u doing fucking bitches ?''
Bu çirkin,pis,terbiyesiz cümleyi duyan Burak Ayhan adlı genç adeta çılgına dönmüş,geminin üstünde josephe
fırlatmak için taş arıyordu(salak).Bu kargaşada güzelim kuru yük gemisi orkide,malesef buz dağına bildiğin kafadan daldı ve batmaya başladı.
   Burak; çarpmanın etkisiyle olduğu yerden bir fırladı ki sevgilisi elizebethi oracıkta bırakıverdi.Etrafta çılgınlar gibi kendini kurtaracak filikaları arayan Burak; merdivenin altında bir çarşafa sarılmış,etrafa deli gibi ışık saçan
nesneye doğru ilerlemekten kendini alıkoyamadı.Çarşafı açan Burak birdenbire bembeyaz olmuş, kendi kendine 'aman yarabbi, aman yarabbi' diye söyleniyordu.Evet çarşafa sarılmış dünya tatlısı bir bebekti.Bebeğin üzerindeki notta' bu yavrunun ismi Erkandır.Ona iyi bakın,iyi besleyin ' yazıyordu.Burak şaşkındı, nasıl olmuşta hemencecik not yazılmış,bebeğin üzerine bırakılmıştı ve neden bu bebek ışık şaçıyordu? Neden çocuğun
alnında şimşek izi vardı?
   Bebeği kucağına alan Burak hızlı bir şekilde filikalara doğru koşmaya başladı.Çünkü orkide hafiften yan yatmaya başlamıştı dışşş...
  Filikaya ulaştığında Burak gemide en sevmediği eleman olan Ömer Gençoğlunu filikanın baş köşesine oturmuş halde gördü.Ömer kayığa binmek isteyen insanları tekmeleyerek gemiden atıyor,pislik yapıyordu. Belki özünde iyi çocuktu ama can korkusu işte.Ömer kalabalığın içinden Burakın elindeki ışığı görünce anladı ki elindeki paha biçilmez birşeydi.Hemen onu filikaya aldı ve filikanın orkideye bağlı olduğu ipi kesti.
 Ömer herkezi filikaya almamıştı fakat bir şeye de dikkat etmedi.Filikadakilerin hepsi erkekti.Filikadaki 4 sap
ağlamaklı gözlerle orkidenin batmasını izlediler,orkide tam battığında ise yeni bir sorunları vardı.Evet filikada kürek yoktu.Ali Karabıyık,Bünyamin,Aslanbakan ve burak bunun için ömere bağırıyorlardı ki bir anda ortalığa
yayılan güzel sese doğru döndüler.Bebek Erkan ağlıyordu ama ağlaması bir şarkı şeklindeydi.Bunun üzerine
Ali dolan gözleriyle digerlerine döndü ve 'ben yüzerek sizi çekerim dedi' üzerindeki tişörtü bağırarak parçaladı ve soğuk sulara kendini bıraktı.Herkez şaşkındı ama hiçkimse birşeyde yapamıyordu...
  Filikadakiler uyandığında sabah olmuştu.Etraflarına baktılar ve ne görsünler. Sadece tvde görebilecekleri bir cennettelerdi evet orası bir tropikal adaydı.Birden karşı taraftaki çalılıklar sallanmaya başladı,hepsi korkmuş birbirlerine bakıyor ne yapacaklarını bilemiyorlardı ki hayvan gibi vücutlu biri aradan çıkıverdi.İlk önce yüzünü
göremediler fakat yaklaştığında onun Ali olduğunu anladılar.Ali sabağa kadar yüzmüş,onları karaya çıkarmış ve hayvan gibi vücut yapmıştı.
  Saat 16:00 bebek Erkan bu sefer gerçekten ağlamaya başladı.Çünkü karnı acıkmıştı,birisinin onu emzirmesi gerekmekteydi.Aralarındaki en iri göğüslü olan Bünyamin ve Ömer onu emzirmeye çalışıyorlardı ki yine aynı çalılıklar şırılt şırılt diye sallanmaya başladı.Bu sefer çıkan mükemmel vücutlu beyonce adlı hafif kavruk ada yerlisi kız, bebek Erkanı aldı ve emzirmeye başladı.Elemanların suratları kıpkırmızı olmuştu.Çünkü ilk defa canlı olarak çıplak bir kadın görmüşlerdi.
   Saatler saatleri,günler günleri,seneler seneleri kovaladı.Sonunda adaya bir yarışma programı yapmak için gelen Acun Ilıcalı isimli bir programcı tarafından kurtarıldılar.
 (Çekirge ssk'da doğdum desem okuyacakmıydın?)

1 Mart 2011 Salı

Neden Blog ?

   Bir bu eksikti değil mi? Blog... Tamam itiraf edeyim bir arkadaşın arkadaşının
amcasının oğlunun bloğunu gördüm özendim bir de günlük tutanlara güldüğüm
kadar özendiğim içinde olabilir.Kim bilir...
   Gerçi yazmayı pek sevmem ortaokul ve lisedeki kompozisyon sınavlarına
'yaşadığımız dünya üzerinde' cümlesiyle başlayan birisinin blog açması biraz
ironik evet... ya nasıl olsa kimse okumıyacak rahatlığıyla belki birşeyler yazarım
be kamil.
    Dilbilgisi kurallarını pek sevmem seveni de sevmem demek isterdim ama
malum Türkiye şartları birsürü türkdili ve edebiyatı mezunu tanıdık var, zaten
pek anlamadığımıda anlamışsındır.Bak mesela anlamadığınıdaki  'da'
ayrımı bitişik mi? uff  yine ikileme düştüm ya hangimiz össde bu ikileme
düşmedik kamil bakma bana öyle.Yine konumuzdan uzaklaştık benden ötürümü
senden ötürü neyse ne diyorduk ehh bu yazıyı okuma sebebin...valla ben neden
yazdığımı bilmiyorum sende sorma işte.. Son olarak Kate sevişelim mi?
dipnot: evet şizofren olabilirim,belkide çok şımartıldım ya da depresyondayım...